Mutsuz Hayvanlar Fotoğrafhanesi

Hayvanat bahçeleri, hayvanlara eziyetin meşrulaştırılmış halinden başka bir şey değildir.  Biz nasıl bir canlıyız ki diğer canlıları demir parmaklıklar arkasına kapatıp bundan da sapıkça bir zevk alabiliyoruz? Dahası bunun ne kadar garip olduğu bir çoğumuzun aklının ucundan bile geçmiyor.

Japonya’da “cehennem” adı verdikleri bir alanda koskoca filin küçücük alanda sıkışmasını insanlara göstermek, Amsterdam’daki hayvanat bahçesinde Afrika’dan Hollanda’nın soğuk iklimine getirilmiş zavallı koca gorilin kafes arkasındaki çaresizliğini, Paris’teki şempanzelerin camekan arkasındaki hüzünleri ya da Vancouver’daki deniz memelilerin şaklabanlık adına aquarium adı verilen yerlerde tutulmaları inanılır gibi değil. Türkiye’de de durum pek farklı değil.

Artık internet sayesinde oturduğumuz yerden dünyanın dilediğimiz yerindeki dilediğimiz şeyi öğrenmek gibi bir gerçekliğimiz var. Hiçbir hayvanı öğrenmek için onu demir parmaklıklar ardında görmeye ihtiyacımız yok. Öyleyse neden bu canlılara hala eziyet ediyoruz? Çocuklarımıza hayvan sevgisi kazandırmak için mi? Oradaki esaretten ve bıkmışlıktan, sevgisizlikten bunun pek mümkün olamayacağı bir gerçek. Çocuklarımızla planladığımız pazar etkinliklerimizi hayvanlarla geçirmek istediğimizde hayvanat bahçesinden çok daha cazip, çocuklarımızın iletişimde olabileceği ve duygusal zekalarını geliştirebileceği pek çok seçeneğimiz var.

Öncelikle bizim bilinçlenmemiz, sonra da yeni nesillere hayvanlar üzerinde böyle bir tasarruf hakkımızın olmadığını anlatmamız lazım. Buralara gitmeyip, gidenleri de bilinçlendirmeliyiz.

Fotoğrafçı Eric Pillot “In Situ”adlı serisinde Avrupa’nın çeşitli hayvanat bahçelerindeki hayvanların perişan hallerini fotoğraflamış. Hayvanların kendi doğal ortamlarına hiç benzemeyen, ziyaretçilere hoş görünsün diye gittikçe daha minimal, daha modern dekorasyonlar tercih eden hayvanat bahçelerindeki kafeslerin duvarları üzerine yapılan doğa resimleriyle hayvanlar mı yoksa onları görmeye gelen insanlar mı kandırılmaya çalışılıyor bilemiyorum fakat Pillot’un çalışmasında da görüleceği üzere ifadelerindeki ümitsizliği okumak hiç çok zor değil. in-situ-2

in-situ-3

in-situ-4

in-situ-5

in-situ-6

in-situ-7

in-situ-8

in-situ-9

in-situ-10

in-situ-11

in-situ-12

in-situ-13

in-situ-14

in-situ-15

in-situ-16

in-situ-17

in-situ-19

in-situ-20

in-situ-21

Sema Kuruahmet Güneş

Diğer çalışmaları görmek için: http://www.ericpillot.com

Kaynak: http://kirmizidaktilo.com/

Bir Göz Atınız

Gelecekten Kartpostallar: İstanbul, 2064

Mimarlık ve tasarım üzerine birçok çalışması olan Gabriele Boretti’nin Venedik Bienali kapsamında hazırladığı bu görseller, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir