Peace Pilgrim Adını Duymuş muydunuz?

Düşüncelerinizin ne kadar güçlü olduğunun farkına varsanız, bir daha aklınızdan negatif düşünceleri geçirmezdiniz”  – Peace Pilgrim.

 

Adına öncelikle Rebecca Solnit’in “Yol Aşkı” isimli yürüme eylemini tarihsel ve sosyal çerçevede ele aldığı kitabında rastladım, sonraki araştırmalarımda da ilham veren, saygı değer ve amacına tutkulu bir biçimde bağlanmış bir kadınla karşılaştım. İnsanları etkileyerek değişimi gerçekleştirmeye çalışan bir kadın.

Peace Pilgrim kendisini barışa adadığını söylüyor. İnsanlık barışı öğrenene kadar bir gezgin olarak yaşamaya yemin ederek yola çıkıyor. Barışı savunabilmek için mavi bir tunikle 25 mil yol yürümeye karar veriyor ve bu yürüyüş zamanla tam anlamıyla 28 yıllık bir Amerika kıtası gezisine dönüşüyor. Bu gezilerini parasız gerçekleştiriyor.

“Ne kadar özgür olduğumu bir düşünün. Seyahat etmek istersem tek yapmam gereken ayağa kalkıp yürümek. Elimi kolumu bağlayan hiçbir şey yok”

Onu harekete geçiren siyasi amaçlarının yanında ilahi adaleti beklemek yerine diğer insanları etkileyerek onlarla birebir iletişim kurarak değişimi gerçekleştirmeye çalışması..

Barış hacısına göre para kazanıp bunu hızlıca harcamanın tamamıyla anlamsız olduğunun anlaşıldığı zaman önemli bir karar noktası.

Derin ve anlamlı bir hayat tarzı arayışı içindeyken hayatımı hiçbir kuşku taşımadan hizmet etmeye adamayı tüm kalbimle istediğimi hissettim. Böylece hayatımın ikinci evresine geçtim. Alabildiğimi almak yerine verebildiğimi sunabildiğim bir yaşama adım attım. O andan itibaren hayattaki görevimin barış için çalışmak olacağını biliyordum bu barış bütünü içerecekti.”

Uluslararası barıştan gruplar arası barışa en önemlisi de iç barışa kadar uzanan bir yelpazeden söz ediyor. Ancak hayatını vermeye istekli olmak ile hayatını gerçekten vermenin arasında büyük bir fark olduğunu kendi hazırlık sürecinin ve arayışının 15 yılını aldığını ekliyor.

EGO VE VİCDAN kavramlarının gerçek anlamını keşfettiğini, ikisinin de içimizde iki farklı kişilik ve irade olarak var olduğunun farkına vardığını söylüyor. Hayatının üçüncü evresi olarak adlandırdığı bu evrede birliği, iç barışı sağladığını, içinde huzuru hissettiğini anlatıyor. Sorunların hepsinin iç kaynaklarla rahat bir şekilde baş edilebileceğini vurguluyor. Dinginlik, sükunet ve telaşsızlık hali var ve bunlara ulaşmak ona göre hiç de zor değil.

1953’te barış için hac yoluna-geleneksel olarak yapılan yolculuğa- başlamaya rehberlik edildiğimi, çağırıldığımı, motive edildiğimi hissettim. Hac geleneği yürüyerek, dua ve inançla, insanlarla temas etmeye olanak sağlayan bir yolculuktur. İnsanlarla konuşmak için üzerinde yazılar bulunan bir tünik giyiyorum. Üzerinde “PEACE PILGRIM/BARIŞ HACISI” yazıyor. Şimdi bunun kendi adım olduğunu hissediyorum – beni değil misyonumu vurguluyor. Arkada da “BARIŞ İÇİN YAYA OLARAK 25 000 mil (40 000 km)” yazıyor. Tüniğin amacı insanların benimle konuşmasını sağlamak. Karayollarında ve şehirlerin sokaklarında yürürken insanlar devamlı bana yaklaşıyor. Ben de onlarla barış hakkında konuşma olanağı buluyorum. 

Sadece üzerimde ve cebimde ne varsa onlara sahiptim. Hiç bir kuruluşa üye değildim. Bana bir barınak verilinceye kadar yürüyeceğimi, yemek verilene dek oruç tutacağımı ve insanoğlu barışı öğrenene değin bir gezgin olarak kalacağımı söyledim. BARIŞA GİDEN YOL: KÖTÜYÜ İYİ İLE, YANLIŞI DOĞRU İLE NEFRETİ SEVGİYLE YENİN”

Dünyadaki durumun içimizdeki kendi olgunlaşmamış halimizin bir yansıması olduğunu düşünüyor. Dünyadaki barışa giden yolun en önemli adımı iç barışı sağlamak ona göre. Bunun hazırlık aşamasında önce hayata karşı doğru tutum sergilemek gerektiğini, yüzeysel bir yaşamdan kaçıp gerçek yaşam tecrübelerine odaklanmanın önemini vurguluyor. İkinci aşamasında ise kendinizi, dünyanın var olan evrenin yasalarıyla uyumlu hale getirmelisiniz diyor. Hayat düzeninde kendi yerini bulmak, kendi üzerine düşen rolü bulup yerine getirmenin üçüncü önemli bir aşama olduğunu vurguluyor. Bildiğin şeyi yapmanın yanında hayatı sadeleştirmekte en önemli bir diğer aşama ona göre.

“Bu benim için çok kolay oldu.  Hayatımı hizmete adar adamaz dünyada başkaları ihtiyaç duyduklarından daha azına sahipken ihtiyacım olandan daha fazlasını artık kabul edemeyeceğimi hissettim. Bu benim hayatımı ihtiyaç seviyesine indirdim. Büyük bir gerçeği keşfettim: gereksiz şeyler lüzumsuz yükten başka bir şey değil.”

Birinin ihtiyacı bir başkasından daha fazla olabilir. Ama burada anlatmak istediği ihtiyacın ötesindeki her şeyin yük olabileceği gerçeği. Sade yaşamak büyük özgürlük getirir. Bu da yaşamda iç ve dış mutluluğu beraberinde.

Bunların ardından bazı arınmalar gerekli elbette. 4 tip arınmadan bahsediyor. İlk arınma bedenin arındırılmasını kapsar. Kötü alışkanlıklardan arınmak. Sağlıklı yeme düzeni ve uyku… Temiz havayla ilişki ne kadar kurulabiliyor? Yeterince egzersiz yapılabiliyor mu? Doğaya yeterince çıkılıyor mu? Tüm bunlar bedenin arındırılmasında dikkate alınması gereken ölçütler.

Düşüncelerin arındırılması da bir o kadar önemli. Doğru şeyleri söylemek ve doğru şeyleri düşünmenin de gerekli olduğunu dile getiriliyor. Olumlu düşünmenin bedensel ve zihinsel sağlığı getirdiğini söylüyor.

Arzuların arındırılması da önemli: Varoluş sebebiniz insanın davranışlarını yöneten yasalara ve evrenin düzeni içinde size ayrılan rolle uyumlu hale gelmeniz olduğuna göre, arzularınız bu yönde olmalı.

Niyetin arındırılmasında ise bencillikten, aç gözlülük, üstünlük isteğinden kaçınmak lazım. Amacınız diğer insanlara hizmet olmalı ki hayatınıza uyum gelsin.

Ve bu noktada vazgeçilmesi gereken şeyleri de açıklamaya koyuluyor, inatçılığın, farklı olma duygusunun geride kalması. Hepimiz insanlığın bedeninde birer hücreyiz. Hiçbir insan bir diğerinden farklı değil. Her şey bir bütün. Sadece kendi küçük bencil kişiliğiniz için çalıştığınız sürece uyumdan çok uzaktasınız. Bütünden kopmayın diyor kısacası.

Ayrıca tüm bağlılıkların bırakılması gerekiyor ki tam anlamıyla özgür olabilesiniz.

“Maddi şeyler bizim kullanmamız içindir ve unutmayın ki yararlı olma noktasını aşan her neyi bırakamıyorsanız o size sahip olur. “

Özgürlüğün sahip olmaktan değil ihtiyacından fazlasından kaçınmaktan geldiğini göstermektedir Peace Pilgrim.   1981 yılının temmuz ayında hayata veda ettikten sonra beş arkadaşının derlemesiyle ortaya 224 sayfalık bir kitabı çıkmıştır. Bu kitabında beş parası olmadan üstündeki kıyafetle bir hacı olarak tüm Amerika’yı boydan boya 40.000 kilometreden fazla yürüdüğü zaman içerisindeki deneyimlerini anlatmaktadır. Türkçeye çevrilmemiş kitabın İngilizce pdfsine ise ulaşmanız mümkündür. Onunla ilgili Türkçe kaynakların azlığı göze çarpmaktadır. Yabancı dilde belgesellerine de internet ortamı üzerinden ulaşılabilir durumdadır.

Belki düşüncelerinin bir kısmı, önerilerinin bazıları tartışmalı olup herkesçe kabul görmeyebilir. Ancak Peace Pilgrim’in inancı, amacına olan tutkusu, değişime yönelik çabası ve doğru olduğunu düşündüğü, inandığı şekilde yaşama deneyimleri ilham verecek bir kadın olarak tanınmaya değer birisidir. Değişimi savunan, dünyayı, insanlığı, barışı, canlıların yaşamını savunan ve bu amaçlar ve değerler doğrultusunda hareket eden cesur, harekete geçebilmiş ve duyarlı insanlara olan ihtiyacımızı gösteren bu örneklerin çoğalması umudunu taşımaya devam edelim. Özellikle de cinsiyet eşitliği konusunda hala birçok anlamda geri kalmış durumda olan, hala ataerkil olmaya devam eden dünyada böylesine cesur kadınların varlığını görünür kılmak, varlıkları ve yaptıklarıyla tarihte yer almalarını sağlamak ve toplumlarda erkekler kadar kadınların da eylemlerinin etkilerini gösterebilmek önemli bir çabadır.

Merve Arslanalp

Kaynakça: Solnit Rebeca(2016), “Yol Aşkı; Yürümenin Tarihi”, çev. Elvan Kıvılcım. Encore Yayınları, İstanbul, s.90-93

http://www.peacepilgrim.com/htmfile/worldSteps.htm 

YolveMacera

         

Yazıyı Hazırlayan: YolveMacera

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Kendini Zorlamanın Kutsallığı

İnsanın yaşamı bir denizi andırır; kimi zaman dalgasız ve çarşaf gibi, kimi zaman fırtınalı bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir